Ege yollarına iki ileri bir geri

Annemin neşeli kahkahaları, babamın sabırsız lafları, yollarda gördüğüm köpeklerle düşerdik iki ileri bir geri Ege yollarına.Ama ne gitmek! İlk mola, Yalova feribotunda. Sıra beklerken babam bütün gazetelerden alırdı. Sonra o yıllarda, feribot bekleme kuyruğunda, ellerindeki tahta tezgahlarla kaset satan adamlar olurdu, ilerleyen yıllarda tamamen yok olacak olan. Beklerken onlardan da, yeni çıkan albümlerden alırdı babam. Belki Sezen’in Gülümse’sini almıştı, kimbilir. Ada vapuru yandan çarklı. diye söylerdi sezen,kozmetik biz beklerdik kuyrukta. Yavaş ilerlerdi o feribotun kuyruğu ama umrumuzda da olmazdı. Annem, mandallı termostan dökerdi çayları bardaklara. Babam tıkır tıkır ilerletirdi arabayı. Ben, arka koltukta, huşu içerisinde camdan dışarıya bakardım, yıllar sonra o anları deli gibi özleyeceğimi bilmeyerek.

BOURJOIS HIGHLIGHTER

Her geçişimde mutlaka bir kere parmağımı daldırdığım, rengine, şekline, kokusuna, altın ışıltısına bayım bayım bayıldığım işte o pudrayı yılbaşında almıştım ben. "Ne diye bunca zamandır yazmadın o zaman" diyeceklere cevabım "hevesimi alamadım" olacaktır. Bu ürün kesinlikle tam benlik. Öyle bağrış çağrış bir altın tonu yok, yüzünüzde durunca altın yansımalar yapıyor. Kokusu mis gibi bir beyaz çikolata kokusu. Ambalaj da süper. Bence bu fiyata biraz küçük tabii, daha bir tabak gibi olsa daha da severdim. Allığı sürdükten sonra elmacık kemiklerime bol bulamaç bundan geçiyorum. Belki dışarıdan bakan için çok fazla farkı olmuyor ama koca gün kendimi Afrodit gibi hissederek dolaşıyorum :)
Kesinlikle tavsiye ediyorum, sırf kokusu için bile alınır. Tek başına da kullanılabilir tabii, allık üzerine değil sadece. YKM ve Boyner'lerde Bourjois standı var, ben yılbaşında aldığımda 36 TL, ablam Şubat başında aldığında 40 TL idi.

Bourjoisi çok sevdiğimi daha önce de söylemiştim değil mi? :) Bir de şunda pek gözüm kalıyor, nasıldır acaba var mı deneyen?

MAYBELLINE CITY SHIMMER GOLD PAGODA


Maybelline Affinitoneu hafifletmek ve inceltmek için ya bu ürünü yada MAC in daha önce yazdığım bu ürününü kullanıyorum. Benim cildim pek bir beyaz olduğundan sanki bu tür shimmerleri yutuyormuş gibi geliyor. Belki esmer biri sürse disko topu gibi olacak ama bende öyle aman Allah belli bile olmuyor. Bir de ben makyajımı yapay ışıkta yapıyorum ve o da beni aldatıyor, hiç sürmedim zannederken dışarıda bir bakıyorum, elma gibi yanaklar, kara fatma gözler ya da renksiz ruhsarsız bir perişan bir hal. Camın önüne taşınmayı çok arzu eden bir kişiyim.


Neyse efendim, bu shimmer yapı olarak MAC inkinin hemen hemen aynısı. Sadece renkleri farklı ve bunun yapısı daha cıvık. Tüpünü eğince akıyor zaten, sıkmama hiç gerek kalmıyor. Kışın fondotene filan biraz daha yüklenebiliyorum da sanırım bu likit shimmerleri yazın daha çok kullanacağım, zira zaten sıcağa dayanıksız biri olarak yaz boyu suratıma çok az şey sürebiliyorum. Kışın fondotene, yazın SPF li nemlendiricilere karıştırılarak güzel güzel ve tepe tepe kullanırsıız. Miktar 20 ml ve her seferinde minicik aldığınız için bu da ömürlük gibi sanki.


Maybelline in bir sürü ürününü kullanıyorum ve hepsini de beğeniyorum aslında.




MAYBELLINE AFFINITONE


Bir Elf im var fondoten olarak bir de bu. Bunu da Şubat 15 civarı Migrosta olan %25 indirimin gücüne kapılıp aldım. Aslında böyle değil tabii, her geçişte bir rengini elime sürüp, garibim kardeşcaazıma "Aslında koyu mu ki, öf ben de pek beyazım galiba, ay alsam mı ki, ucuz da aslında, biraz kalın yapılı dimi, az daha ince olaydı" şu bu diye vızırdanıp kendisini patlatınca bir de indirime girince yapıştım işte. Ama hakikaten kalın dokulu. Bir de fırça alıp onunla sürmeye başladım çünkü elimle sürünce nasıl oluyorsa, doğru dürüst, istediğim incelikte dağılmıyor ve bariz belli bir tabaka halinde duruyor yüzümde. Tabii kalın yapılı bir fondoten alıp ince sürmeye çalışmak yerine ince dokulu bir fondoten alıp rahatça sürmek daha akıllıca ama hem öbür fondötenlere çok para vermeyecek kadar cimriyim hem de henüz "Fondotene Giriş 1" seviyesindeyim. Avon un Calming Effectini almış ve iki kere sürüp anneme vermiştim bir ara. Bu da ömrü hayatımda gördüğüm ikinci fondöten oluyor. Tevellüt de 75, hesap edin artık. O bundan çok daha ince idi mesela.



Of amma ince kalın dedim değil mi? Neyse bunun haricinde, ben bunu da sevdim. Bitiresiye kullanırım zira dediğim gibi ince sürmenin yöntemini de buldum. Bir de sürdükçe kendimi pek beğeniyorum, zaten öyle sivilcem izim filan yoktur ama yine de pek bir nurlu gözüküyorum kendi gözüme. Üstüne de shimmer waves...
Bendeki en açık rengi 03 Light Sandbeige. Zaten herhangi bir makyaj ürününde hiç renk seçme derdim yok, gidip en açık rengini alıyorum, son derece kolay.

İndirimden 10 TL civarına aldım, en güzel tarafı da bu.
07. 05 2009/Güncelleme: Gold Pagoda ile karıştırdığımda cildim bu fondoteni kusuyor. Fondotenin yapısı kalın olduğundan üzerine toz allık geçerseniz de kat kat görünüyorsunuz. Bunu çok sevmedim kısacası, arada bir kullanıyorum yine gerçi ama bir daha alacağım bir ürün değil. Sadece bu fondoten, fırçayla sürülmüş çok çok ince pudra ve jel allık ile kullanılabilir hale getiriyorum. Yukarıdaki yazdıklarımla taban tabana zıt düştüğümün, şuursuzun teki gibi göründüğümün farkındayım ama naapiyim, insan kullandıkça bazı gerçekler ortaya çıkıyor işte :P

SHE RUJ






Bim Marketleri biliyorsunuz, toptancı gibi gözüken, hafif perişan ama hakikaten ucuz marketler. Eve dönerken ekmek filan almaya uğradım. Kasaya giderken bir tel rafta duran bir sürü She oje ve rujlar gördüm. "Rujsuzluktan mı kırılıyordun" diyenlere hesap veremem ama gittim, iki tanesine atladım. Açıkçası çok incelemeden aldım ama eve gelince denedikten sonra aman sen bir hoşuma git, ertesi gün cebe at, koca gün sürün de sürün. :P


Üstteki resimde rujlar mat gibi görünmüş, ışıktan tabii. Aşağıdaki resim net değil ama ışıltısı hakkında sizi bilgilendirebilir.


Bendeki tonlar, L24 Girls in Love ve L23 Sweet Apricot. Girls in Love ışıl ışıl bir pembe. Sweet Apricot adı üzerinde zaten hafif turuncumsu bir ton. Zaten rujlar simli, her ikisi de. Habire süründüğüm için ben, kalıcı mıydı pek emin olamadım ama epey dayandı gibi hatırlıyorum. Gramaj da çok büyük değil ki habire orda burda sürünüp durmayacaklarını, biteceklerini zannediyorum ben. Yalnız altına bir dudak balmı geçilse fena olmaz. Benim dudaklarım sürekli yolunmaktan dolayı kuru ötesi. Sürdüğüm her şey, glosslar da dahil, daha da çok kurutur. Ama itiraf etmek gerekirse bu rujların da nemlendirici özelliği hiç mi hiç yok. Balm sürün yeni illa :)

İkisini 10 TL ye aldım.

CARMINA SHIMMER





The Body Shop un ürününden sonra bunu da yazmak farz oldu. Ben bu tip bol ışıltı-sedefsi bir görünüm ve az renk veren şeyleri pek seviyorum. Öteki pembe tonları diye bunu şeftali tonunda aldım. Bir de altını var, gittim geldim her birine parmağımı defalarca daldırdım sonra da bunu aldım, altın renginde gözüm kaldı. 29 TL civarı fiyatı. Makul, alıneybıl yani. Bilmem sizde de öyle mi bende zaten bu ürünler zorlasam mezarıma da birlikte gelecek kadar uzun dayanıyorlar. Bişeyi bitireyim de yenisini alayım derseniz yok yani. Ama niye bilmiyorum, tek kusuru da bu zaten, bu tip ürünlerin yapıları çok sert. Öyle fırçayı sürdüm aldım, yüzüme koydum yok. Garç gurç fırçayla kazıya kazıya sürüyorum. Kızkardeşimle aramızda bunun adı "gayretlice sürmek". :)
Carmina dan fazla birşeyim yok. Bunu alırken bir de dörtlü farını aldık ve onun yapısını da beğendik. Türk markalarından Pastel ve Cecile i de çok başarılı buluyorum. Özellikle de Pastelin bir sürü ürününü kullanıyorum, hepsi de güzel. Hele de tekli farları, şampanya ve somon rengi olmak üzere iki highlighter farı var ki, aman aman, Yok henüz almadım :)

Bitse yine alırım, hatta bi de altın rengini almak isterim. Pembesini de beğenmediğmden değil Body Shop unki olduğu için almayabilirim ancak.