THE BODY SHOP SHIMMER WAVES


Bu bendeki 02 numara, bunun bir de 01 bronzlaştırıcısı var. Bronz teni pek sevmiyorum, öyle kahverengi bişeylerim yok o yüzden pek. İlk önce kardeşime almıştım bundan, yaşı küçük çok boyanmasın da hafif parlasın diye. Sonra kendime de aldım, "ben de küçüğüm neyim eksik" fesatlığına kapılınca :)





Bu ürüne bayılıyorum. Çok hafif, benim sevdiğim gibi, simli değil sedefsi, bol bulamaç sürerseniz çok güzel bir pembelik de veriyor. Kalıcı üstelik. Cilde temiz ve pürüzsüz bir görünüm veriyor. Pek bir kokusu yok ya da ben bilmiyorum. Yapısı sert, biraz kazıtarak sürmek lazım. Aslında Body Shop un bendeki farı da sertti. Bu markanın bu presli ürünleri böyle takırdak anlaşılan. Ama kim icat ettiyse bu allığımsıyı, kendisine aferin demek isterim. Pek güzel yapmış. Her güzel şeyi satıştan kaldırmaya ahdetmiş kozmetik firmalarına benzemez ve bu shimmerin başını da yemezler umarım.



Kesin tavsiye ediyorum, alın. Siz de bana aferin dersiniz.

Gelecek Program: Carmina Shimmer.

81. ACADEMY AWARDS

Eski blogumda her telden çalar, bildiğim bilmediğim her konuda ahkam keser, o arada moda eleştirmenliği de yapardım. O bloga uzun süredir yazmıyorum ama aynı eleştirmenliği bu blogun konseptine uydurarak yine de yapabileceğimi hissettim, eder etmez de bir dakika durmadım yazdım.



ANGELINA JOLIE

Ben bu kadından inanılmaz sıkıldım. Bir insan hep mi aynı olur, hep mi aynı renk ve modelde elbise giyer, hep aynı "edepli aile annesi" saçını yaptırır, (ki vakt-i zamanında kırdığı cevizlere alayımız vakıfız) hep aynı eyelinerlı gözler, yavruağzı dudaklar makyajıyla mı salınır?! Şunu yapan ben olsam deriz ki param yok bu kadar oluyor, e bunun sayamayacağı kadar parası da var, ne oluyor yani? Ben Brad olsam bi dakka oturmam, alır kendimi giderim.




BEYONCE

Vaktinde en beğendiğim kadınlardandı, giderek kitschleşti, son numarası da bu perdeye sarınmak olmuş. Makyajı kötü diyemeyeceğim ama en ufak bir özelliği yok. Normal, hepimizin dışarı çıkarken yaptığı makyaj. Oscara böyle mi geliniyo? Seneye ben de gidicem böyle de oluyosa :)

Not: Eller de kürek gibi :)



ANNE HATHAWAY

"Ağzım ve gözüm var" insanı Anne, yine kendi geleneğini bozmamış, beyaz ten, kırmızı dudak, patlak göz olmuş da gelmiş. Sınıfını geçer, beyaz ten favorim, ağza göze yapacak birşey yok, kul yapısı diil sonuçta. Eski, az daha etli butlu iken daha güzeldi yalnız bu kızcaaz.



EVAN RACHEL WOOD

Cildine süper uyumlu bir elbise seçmiş, az da model dümdüz olaymış çıplak geldi zannedilebilirmiş. Göz makyajını beğendim, asıl yanaklarındaki parlaklığa bayıldım. Saç rengi de güzel, beğendim ben, hoş.





MILEY CYRUS

Bu kızın ne yaptığını pek bilmiyorum, aslında hiç bir yerden de tanıdık gelmiyor ama elbiseye vuruldum bunu da dahil ettim. O elbisenin benim olmaması bence en büyük haksızlık. Bundan sonra bu kız dünyanın makyajını yapsa ne olur ki, pöh! Bari kemeri verselerdi. Gerçi rujunun rengi çok güzel ama...



SARAH JESSICA PARKER

Yok hiç beğenmiyorum bu hanımı da, filmi eğlenceliydi, ben severim öyle filmleri, dizisini hiç seyretmedim. Bir de göğüsler çok komik gözüküyor. Ama böyle güzel bir göz makyajı mı var, bayıldım, iyice inceleyip kendi üzerimde deneyeceğim. Ben olsam dudaklara bu kadar nude değil daha pembemsi bir ton kullanırdım, o da olmadı Angelinanın yavruağzısından.



JESSICA BIEL

Açık renkli kaşları sevmiyorum ben, hanımların kendisi sarışın olsa da. Tamam kömür kaşlar yapacak hali yok ama biraz kahverengileştirebilir en azından. Yüz ifadesinin altını çizen bir şey sonuçta kaşlar. Şimdi bakınız aşağıdaki resme, haksız mıyım, dudakların yanında kaş göz silinmiş gitmiş, fırın gibi bir ağızdan ibaret kalmış. Halbuki güzel de bi kız :P

Saçları da özensiz buldum zaten. Küpeler süper ama bak.


NATHALIE PORTMAN

Bu törende inanılmaz yaşlı gözüküyor bu kız, bu tiple kendini nasıl yaşlı göstermeyi becerdi o da hayretengiz bir durum ya. Aşağıda linkini verdiğim sitedeki boy resmine bi bakıverin üşenmeden.Elbisenin rengi faul, tipi faul, kendisi fırında unutulmuş bir çörek kadar yanık. Buna rağmen bu portre çekiminde yine de güzel gözüküyor zira altyapı iyi. Yanaklardaki pembelik çok hoş. Gördüğünüz gibi kaşlar koyu.

Ve son iki, benim kadınlarım, esmerlerde Penelopeyi, sarışınlarda Kate i tek geçerim. Benim güzel kadın tanımıma ikisi de cuk oturuyor. Muhteşemler. Bu iki güzele kıyak geçtim, sırf portre değil boy fotoğraflarını da koydum. Ama ne yazık ki bu törende ikisi birbirinin tam zıddı gözüküyor. Penelope ne kadar soft, ne kadar genç gözüküyorsa, Kate in elbisesi ve makyajı o kadar sert ve yaşlı gözüküyor. Olsun, bence her halleriyle güzeller :)


PENELOPE CRUZ

Makyaj çok yerinde, tam kararında, elbisenin masumiyet temasına birebir uyuyor. Hepburn tarzı kaküller de süper. Takılar, renk, süper olmuş. Şimdi bunları geçelim, elbiseye bakın siz elbiseye, sanat şaheseri gibi değil mi? Bayıldım, öldüm.



KATE WINSLET


Allah kaş göz vermiş gerisini koyvermiş modeli bir insan. Tabii gerisi de koyverilik değil ama... Ben bu saçını ve makyajını yaşına uygun bulmadım. Tamam ufalıp cebimize girecek kadar küçük değil ama böyle Lady Buckingham şeklinde gezmesi de gerekmiyor. Çirkin mi, hayır, yine çok güzel ama fazla ağır bence.


Elbisesinin rengi fazla koyu, fazla uzun. Bu kıza dar, diz boyu elbiseleri ben çok yakıştırıyorum. Böyle uzunlarla biraz yerden bitme gözüktüğünü düşünüyorum. Hele de koyu elbise üzerine siyah dantel iyice boğmuş. Modelinden de hoşlanmadım ben.



Neyse dediğim gibi, ne giyse beğenicem zaten, fazla uzatmayayım o yüzden.

Kapanışı geçen sene, gözlerimi yerinden uğratan elbisesi, saçı, makyajı ve zarafetiyle fesatlık krizlerine girmeme sebep olan muhteşem kadın Marion Cotillard ın fotoğrafıyla yapmayı uygun görüyorum. Bence bu sene de, diğer önceki senelerde olduğu gibi, güzellikte Marion un performansına yaklaşan kimse yoktu.




Fotoğraflar bu siteden alınmadır.

AVON COLOR TREND FARLAR


Bunları değişik zamanlarda değişik fiyatlara aldım Avon'dan. Çoğu süper indirimde iken, 2-3 TL gibi fiyatlandırılmışken, "benim bu renk farım yok ki" edasıyla alınmış ürünler. Ha zararı mı oldu, hayır. Ben kullanmasam kızkardeşlerime veriyorum, aile evrenimizde hiçbirşey yok olmuyor sadece el değiştiriyor :)


Bunlar öyle aşırı pigmentli farlar değil, sürer sürmez yoğun bir renk vermiyor. Ama zaten renkleri itibariyle de koyu renkli günlerinizde el atacağınız ürünler de değiller. Renkleri soldan sağa Snow Storm, Lilac Whisper, Beige Frost ve Cool Blue. Renk örneklerini de yapmıştım aslında ama o fotoğraf nerede, bir türlü bulamadım, bulunca eklerim.

Aralarında en çok Snow Storm u seviyorum ben. Zaten diğerleri dönemsel ürünlermiş ki şimdiki kataloglarda bulamadım. Snow Storm var ama. Işıltılı, çok koyu durmayan bir gri renk veriyor. Temiz ve açık bir gri. Kalıcı, uçup gitmiyor, katlanma birikme de yapmıyor. Fiyatı da uygun, daha ne olsun. Ama ne yazık ki bunu da pek sık kullanmıyorum zira her zamanki bahanem var, kalabalıktan göremiyorum. Kutunun içinde altta kalanların canı çıkıyor, ne zaman ki deşilip yukarı çıkıyorlar, o zaman kulanılabiliyorlar. Acı...

"Kesinlikle yazmalıyım" dediğim farlardan sırada Clinique Color Surge var. Barbara Bort-Pastel gibi kremsi yapıda süper farlar onlar da.

FYRINNAE

Fyrinnae bir pigment üretgeçi. Yeri kendi söylediklerine göre Pasifiğin kuzey kıyılarındaymış (?!) Dünyanın 72 köşesine gönderim yapıyorlar. Türkiye de dahil, bir de üzerine $20 üzeri alışverişlerde gönderim ücretsiz. Mineral bir marka değil ama mineral ürünleri de var. 1/8 tbsp lik ölçüdekini $4,20 ye, tam boyunu $5,95 e alabiliyorsunuz. Bazı ürünlerinde de örnek boyu $5,00 e. Bir sürü rengi var, siz de bir bakın. Aşağıdakiler benim beğendiklerimden bazıları (Aztec Golddaki güzelliğe baakkk)...
FARLAR
Visage

Aztec Gold

Nori

Party Crasher

MİNERAL ALLIKLAR

Enchant

Mesmerize

MINERAL HIGHLIGHTER

Confidence

RASAYANA KADİFE ÇİÇEĞİ KREMİ

Uzun zamandır, tahminen 3-4 yıldır Avon'un cilt bakım ürünlerini kullanıyorum. Aslında kuru bir cildim var fakat ne hikmetse beni gören her kozmetikçi kızı "Auww karma bi cilt dimiğğ, T bölgesi yağlı, bakiyim evet evet yağlı" diye suratıma bir parmak atar. Fekat yağlı diye parmakladığı alnım ve burnum banyodan sonra kuruluktan pul pul dökülür ne hikmetse. Neyse efendim, hem elin kozmetik satış sorumlusu kızına inat, hem de dökülüyorum diye ben inat ve azimle kuru cilt ürünleri kullanıyorum işte. Avon un mavi kuru cilt serisi. Kaç kutu bitti çok bilmiyorum açıkçası. Cildim öyle aman aşırı hassas değildir benim, nadiren kendisine sürülen materyallere tepki verir. Bu biten kutular içerisinde bu kreme hiç tepki vermediği gibi, sahibinin unutmayıp krem sürmesine epey sevindiğinden hirp diye emiyordu kremi. Fakat bu sene niyeyse bu krem (aslında kesin değil ama ben bu kremi suçluyorum yine de) yanaklarımın alt kısmında minicik kırmızı sivilce diyeceğim ama değil, ne idüğü belirsiz birşeyler çıkarmaya başladı. Tabii kullandığım envai çeşit makyaj malzemesi de yapıyor olabilir ama o ihtimali hiç aklıma getirmiyorum farkındaysanız.
Doğal kozmetiklere geçmek istiyordum zaten. İlk önce Logona filan gibi markalara baktım ama testerları yoktu. bir kremi de 90 TL civarı olduğundan pahalı bir kumar oynamak istemedim. Netin kıyısını köşesini karıştırınca bu kremler çıktı. Şu siteden aldım ben. Bu krem, aynısafa kremi, organik göz bakım pedleri bi de kargo hepsi birlikte 46 TL ye geldi. Tek fiyatlarına oradan bakarsınız. Zaten halis Türk malı, ordan da kazandı. Şimdi anlatmaya başlayayım, niyeyse bugün Külkedisi masalı anlatır gibi anlatma modundayım, "Ay uzun okuyamam şekerim kısa kes" diyenleri başka bloga alayım, uzatıcam da uzatıcam zira bugün.

Şu yukarıda gördüğünüz silindir biçimindeki pakette geldi. Bu kutuyu da pek beğendim yalnız, atmadım, bişey yapacağım ondan ama ne, henüz bilemiyorum.


Kapağı açınca bu yukarıdaki gibi birşey görüyorsunuz işte. Dolgu malzemesi olarak buruşturulmuş kağıt, bir adet küçük parmak boyunca tahta spatula, prospektüs ve kremin bulunduğu hap şişesi gibi kahverengi şişe.

İçini açıp bakınca görüyoruz ki Mayıs 2007 üretimli, aa hiç düşünmemiştim nerdeyse iki yıl olcak. Zaten son kullanım tarihi iki yıl. Neyse Mayısa kalmaz zaten tahminimce. Ama yine de siteye mail atıp çemkiriyim bununla ilgili. İçinde kadife çiçeği, shea yağı (bunun Türkçesi ne?) ve sarısabır (aloe vera) yağı var. Zararlı bişi yok, gönlümüzce kendimize bulayabiliriz yani. Şimdi kapağı açalım:

Evet, böyle vıcık sarı, cıvığımsı bişi olduğunu görüyoruz. Aldırış ediyor muyuz, tabii ki hayır, zira sitesinde kuru ve hassas ciltler için onarıcı olduğunu okuduk, ayrıca internetin sağına soluna bakıp kadife çiçeğinin cilt problemlerinde, gözlerin güçlü görmesinde, kalp atışlarının düzenlenmesinde, varislerde kullanıldığını okumuştuk. İçimiz rahat, devam:

O hap şişesine parmağımız girmediği, iki güne kalmaz tahta çubuğunu da kaybedeceğimiz için, Watsonsdan aldığımız minik kutuya bu kremi dolduruyoruz ki huzurla sürebilelim. Zaten görmeden sürmek çok sağlıklı değil zannımca. (?!) O sarı vıcıksı görüntüyü içimize sindiremedik mi hap şişesinden, iyi göremedik mi hı? Bi de bu haliyle bakalım o halde:

Şahane. Artık ekipmanımız hazır olduğuna göre, şişesini kumbaraya atılacak camları biriktirme köşesine, minik kavanozu da banyoya götürüyoruz.

Krem tahmin edeceğiniz gibi yağlı. Hakikaten yağlı bir his bırakıyor yüzde. Aslında bundan hoşlanmıyorum. Genelde normal kremleri bile pek kullanmıyorum yağlı diye, jel formundaki şeylerden alıyorum ama bu doğal ya hiç bozulmadım yağlı diye. Öyle sürüp parlak parlak geziyorum. Kokusu güzel, dokusu sert değil yumuşacık, katıdan ziyade cıvığa yakın. Bir iki hafta kullanayım bakalım, yanaklarımda yaşamaya başlayan o canavarları öldürürse tamamdır ben bundan sonra doğala dönerim, zaten niyeti bozmuşum. Bir de bu krem 30 gr.

Sizi mutlu son fotoğrafıyla başbaşa bırakıyorum. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...

NOT: (25.04.2009) Bir süredir bu ürünleri kullanamıyorum hatta zaten çok kısa süre kullanabildim. İnanılmaz yağlı ve ağır. Tamam doğal olsun da bunca zeytinyağı gibi olmasına gerek var mıydı bilmem. Bunun diğer kardeşini de kullanamadım. Ayak kremi yaptım ikisini de.

EYEKO

Bu markayı ilk Vanessanın blogunda görmüştüm. Çok şirin ürünleri var. Benim özellikle bayıldıklarım Eyeko Fat Balm, Eye Beauty, Tinted Cream veeee şu deli şişeli Nail Polishler. Bu ara tasarruf tedbirlerine başladığımdan bir şey almıyorum. Daha doğrusu kendime bir limit koydum ve halihazırda o limiti doldurmuş durumdayım ama önümüzdeki aylarda istiyorum bunlardan.

Fat Balm aslen dudaklar için ama yanaklarınıza da kullanabiliyorsunuz. 3 rengi var. Ben en çok Strawberryi sevdim.


Eye Beauty, beşli bir far kutusu. Önceki yazılarda bahsettiğim Pop Beauty e çok benziyor. Onu sevmiştim bunu da sevdim.


Tinted Cream, Bronzlaştırıcı bir krem. Benim un gibi cildime koyu olur muhtemelen ama bu ağzımın suyu akmayacak demek değil tabii ki. Tek bronzlaştırıcı diil, içindeki A E falan filan vitaminleriyle bi de süpper yımşak yapıyormuş sizi. Yumuşat beni Eyeko!
Ojelere bak bee! Flormar azıcık bunlardan feyz alsa keşke, hep aynı sıkıcı şişe şekilleri. Ben sadece ambalajı için bir sürü şey alabilirim. Bunları kolay ulaşılabilir bi yerde bulsam kessinkes alırdım ama tee Allahın İngilteresinde.



Bi de zatı muhterem Eyeko Cream var ki, kavanozundan görüyorsunuz, aşık olunası bir göz kremi. Sadece krem mi sandınız, hayır pek yanıldınız, hem nemlendiriyo hem ışıldatıyo hem de göz kremi. Birileri bana alıcaksa bunu da alsın süreyim yüzüme gözüme.

LIME CRIME

Fotoğraf çekmeye altına görüş yazmaya ne kadar üşendiğimi anlatmak mümkün değil. Sağı solu geziyorum ama iş yapmaya gelince canım istemiyor.
Keşfimi yazayım ben de. Olay şöyle gerçekleşti: Şu bloga bakıyordum, bu hanım kızın ne yetenekli ve güzel olduğunu düşünüyordum. Sonra şu fotoğrafını gördüm, ay ay ne güzel renk dedim ki ürünlerin satıldığı sitenin linkini vermiş zaten.
Bu ışıltılı, patlak, cörtlek renkler Lime Crime diye bir markanın. Şu allığa, şu Magic Dustların tamamına, bu delice glitterlara BA-YIL-DIM! Zaten bilmem farkında mısınız bir makyaj ürününe bakıp da bayılmadığım gayet seyrek oluyor.
Özellikle vurulduğum bir iki materyalinde resmini ekleyeyim bari.
ENCHANT

POMPADUR

MEDUSA

ELECTRIC BUBBLEGUM