


Kozmetik ürünlerinde aradığınız bütün ürünler hakkında geniş ve detaylı bilginin yanı sıra Makyaj cilt bakımı üzerine söyleşiler tamamen ücretsiz makyaj deneyimleri




.jpg)

Çok beğendiğim ve kullandığım bir ürün bu. Yapışkan değil kesinlikle, ışıl ışıl bir görüntüsü var. Rengine zaten laf yok. Ben alalı epey oldu halen var mı Body Shopta bu rujdan bilemiyorum. No su 5, fiyatı hakkında dediğim gibi uzun zaman olduğundan alalı, hiçbir fikrim yok.
Body Shop un ürünlerini ben genelde beğeniyorum zaten. Hatta buradan kullandığım bir pudranın süngeri öyle güzeldi ki üzerinden yıllar geçmesine rağmen, hangi pudrayı alırsam alayım, süngerini atıp ille bunun süngerini kullanıyorum.
Tek kötü yanı bunu yanınızda gezdirirken bir de fırça gezdirmek zorunda oluşunuz. Ben böyle techizatlı şeyleri pek sevmiyorum da. Bir de kapağı çevrilerek açılıyor işte :)
Kokusu hakkında birşey söyleyemiyorum. Aslında yeni farkediyorum ki ben aslında hemen hiçbirşeyi koklamıyorum. Hani kızlar birşeyi ellerine aldıklarında ilk önce kapağını açıp koklar ya hah işte bende o yok. Kokusu burnuma tesadüfen gelirse geliyor yoksa hiç açıp koklamayı akıl etmiyorum.



Bu sene başında keşfettim bunları ki iyi ki de denk gelip keşfetmişim. En sık kullandığım, çantamda mutlaka birinden biri bulunan glosslar. En önemli güzelliği yapışkan olmamaları. (Evet bu konuda takıntılıyım.) Kokularını da çok seviyorum ben, şekerimsi. Derseniz ki kalıcı mı, bilemeyeceğim. Zira bence hiçbir gloss kalıcı değil. Tazelemek lazım gün içinde işte. Aslına bakarsanız glosslar söz konusu ise kalıcılık benim için hiç önemli bir faktör değil. Şişeleri küçük buna da bayılıyorum, bir şeyi bitirip kutusunu atmanın zevkini yaşatıyorlar yani insana. Üstteki kırmıı şişedeki kadar koyu kırmızı durmuyor dudakta, hafif bir kırmızılık ve parlaklık veriyor. Alttaki ise Diamond zaten. Öyle güzel kii....:) Şıkır şıkır, pırıl pırıl. Fiyatları 12 YTL civarında olmalı. Bir de Strawberry Carrats ı var bunların ki o da çok güzel. Kesinlikle tavsiye ederim.


Lancome u nasıl bilirsiniz deseler hepimiz şahane bilirdik deriz. Ama bu ürünleri ben hiç beğenmedim. Birincisi benim kuru cildimi daha da kuruttu. İkincisi gözleri feci yakıyorlar. Malumunuz üzere ben yüz temizleme jeliyle gözümü de sakınmadan bütün yüzümü yıkarım. Sonra bu ikisini birlikte kullanınca yüzümde acayip birşeyler çıktı minik minik. Tonik ağır, boza kıvamında. Bunlarla birlikte Hydra Zen isimli gündüz ve adını hatırlamadığım bir de gece kremini almıştım. Hyda Zen i bitirdim de gece kremi öyle yağlı geldi ki kullanamadım. Bunlar da böyle bir o dolapta bir bu dolapta sürünüp duruyorlar. Vaktiyle bir sürü para verip aldığımdan elip varıp atamıyorum da. Kısacası Lancome sevmediğime kesin kanaat getirdim. Daha da birşeyini almam külliyen küsüm. 

Boyner den bayıla bayıla aldığım Bourjoism. Fakat ne hikmetse eve gelince beğenemedim. Aslında koyu ve çok güzel zümrüt yeşili bir far istiyordum. Bunun da ışıltılarına aldanıp almış bulundum. Bir kozmetikçi klasiği olarak stand görevlisi zorla satmadı bana yani. Hatta kendisi öyle isteksizdi ki, bir pudrayı yüzüme denemesini isteyince hayretlere garkolup "Yüzünüze mi??!!" diye manasız bir soru sormayı bile becerdi. Pudrayı başka nereme süreceksem...
Aslında farın yapısı çok güzel. Barbara Bort kadar yumuşak değil ama hışır hışır bir yapısı da yok, kolay sürülebilir. Rengi de bu renk arayan için çok hoş. Ama benim istediğim ton değilmiş. Bir kere "Yok istediğim gibi değil" diye yazdım ya kafama kullanamıyorum da artık. Işıltılı siyaha yakın çok koyu bir yeşil.